Zeynubiye şöhreti günden güne hertarafa yayılarak, herkes tarafından takdirle anılır olmuştu. Zenobia Tadmur şehrinin imarı ile ilgilenerek benzersiz bir şehir haline getirdi. Bundan başka Zenobia bilim ve edebiyata çok kıymet vermişti. Tadmur lisanından başka bütün Aramice lehçelerini, Kıptice, Latince ve Yunanca lisanlarını da bilmekte idi. Öyleki dünya "Şark Memleketleri Tarihi"nin Büyük İskendere ait kısmını da bizzat telif ettiği söylenmektedir.
Zeynubiye, Anadoluya doğru ilk akınını yaptı. Burada büyük şöhret kazandı. Başbakan Longinus'un da yönetime olan değerli katkı ve yardımları ile doğuda Basra'ya kadar tüm Mezopotamya fethedilerek devletin sınırları genişletildi. Akabinde Zeynubiye, MS 269 yılı sonlarında I. kumandanı Zebde kumandanlığında yetmişbin kişilik (kimi kaynaklarda seksen bin kişilik) ordusu ile Mısır'a doğru yürüdü. Mısır'ı topraklarına katan Zenobiya Antakya'ya sefere çıktı ve sınırlarına dahil etti. Zenobia yönetimindeki Palmira İmparatorluğu'nun sınırları güneyde Nil Irmağı, kuzeyde Küçük Asya, doğuda Dicle ve Fırat Nehri, batıda ise Akdeniz'e kadar uzanmıştı.
Bu ani ve beklenmeyen büyüme Romayı korkuttu. Galiyos Roma devletinin bütünlüğünün bozulmasından korkarak doğuya çok sayıda asker gönderdi. Kuzey Suriye'ye yetişen Roma ordusu Zeynubiye'nin ordusu ile karşılaştı. Burada geniş ve şiddetli bir çarpışma meydanı açıldı. Neticede Roma Kumandanı Harikyanos öldürülmesiyle bu harp, Tadmurluların lehine sona erdi. Ardından Aurelius (MS 270) Zenobia ile arasında şiddetli çarpışmalar vuku buldu. M S 271 tarihinde kumandan Prupos Mısır'daki Tadmurluları Mısır'dan kovar, aynı anda bizzat Aurelius Anadolu'ya doğru yürüyerek Zenobia'nın kuvvetlerini mağlup ederek, Galatiya (Ankara mıntıkası), Kapadokya (Kayseri, Niğde mıntıkası) ve Kilikya (Adana, Tarsus) 'ya doğru ilerledi.
MS 272 yılında Aurelius İmmae savaşı ile Antakya ve çevresini tekrar ele geçirdi. Zenobia Humus şehrine geri kaçtı. Aurelius Zenobia'nın peşini bırakmaksızın Humus'a kadar geldi. Yapılan Emesa savaşında Romalılar galip gelince Zenobia orada fazla sığınmadan bu kere Homus'u da terkedip Tadmur'a geldi. Altı ay sonra MS 273'te Zenobia'nın Ardından Tadmur üzerine yürüyerek kuşattı ve istila etti. Büyük bir yıkım gerçekleşti ise de şehrin anıtsal kısımları yıkımdan korundu. Zenobia kaçmaya kalkışsada yakalanarak Roma'ya götürüldü. Kendisine bir ikametgah tahsis edildi tutsak olarak romada kaldı.
Aurelius Tadmur'da küçük bir garnizon bırakarak İtalya'ya döndü. İşte bu sırada Zenobia'nın babası Antiochus yönetimini isteyen bir direniş ortaya çıktı. Bunun üzerine Aurelius şehre geri dönerek direnişi bastırdı ve 1. Lejyonunu şehirde konuşlandırdı. IV. yy ve sonrasında Tadmur eski ticari önemini Roma'nın politikası sonucu koruyamamıştır. Roma işgali sonrası Tadmur'un gözleri Roma tarafından kapatıldı Şam ile Mezopotamya arasında bir askeri üs olarak işlev görmeye zorlandı.
KRALLIK SONRASI TADMUR
Hristiyanlığın Tadmur dolaylarında kabulü ile önemli bir kısmı harabe olan bölgede kiliseler inşa edildi. I. Konstantin zamanında Hristiyanlığın Süryaniler arasında önemli bir yerleşimi haline gedi. Eski Süryani-Pagan Tapınaklarının bir kısmı kiliselere dönüştürüldü ve çeşitli duvar resimleri ile bezendi. VI. yy. da ise Bizans imparatoru Jüstinyen ve eşi Teodora döneminde uzun süredir önemsenmeyen şehir yeniden revize edilir. ve tekrar Perslere karşı bir askeri üs olarak önem kazandı.
İslam imparatorluğunun ilk dönemlerinde Suriye Arap-İslam fethine maruz kalan ilk bölgeydi. Halit Bin Velit komutasındaki İslam ordusu Halife Ebubekir döneminde Tadmuru fethetti. İslam döneminde Tadmur eski günlerinden uzak sadece küçük bir savunma üssü olarak görev aldı. Bu dönemde Fahrettin al Maani kalesi gibi önemli yapılar inşa edildi.
PALMİRA'DA ŞEHİRCİLİK VE SOSYAL YAŞAM
I.-III. yy arasında Tadmur Ortadoğunun en büyük ticaret merkezi haline gelmiştir. 200.000 i aşan nüfusu bununen büyük kanıtıdır.
Günümüzde Palmira şehrinin anıtsal kalıntıları özellikle mabet ve kolonlar ve caddeleri Eski Tadmur'un ihtişamı hakkında önemli ipuçları vermektedir. Şehir I. yy. başlarında inşa edilmiş Baal Tapınağı çevresinde genişlemiştir. Gelişim döneminde çevresi açık iken daha sonra Adrianus şehri tümüyle çevreleyen surlar inşa edilmiştir. inşa edilen bu surların fonksiyonu askeri korumadan ziyade bir ticaret sınırı olmuştur. III. asırda ise şehrin merkezi olan anıtsal bölümünü çevreleyen askeri amaçlı savunma surları inşa edilmiştir.
1882 yılında Tadmur'da başlatışan arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkan ve şehrin parlak dönemlerinden kalan çok sayıda yazıt yönetim ve organizasyonu hakkında önemli bilgiler vermektedir. Şehir ticaretin yanısıra bilim ve kültür ve sanat alanında da önemli bir yere sahipti. Heykel mihrap, mabet, eğlence yerleri gibi binalar inşa edildi. Arami lisan ve edebiyatına da önemli katkılar sağlamıştır. Tadmurun kendine has Arami alfabesi ve diyalektiği bulunmakta idi. Roma yönetimi döneminde Arami lisanının yanısıra Yunanca da resmi alanda Aramice ile birlikte kullanılıyordu.
Tadmur Roma'nın boyunduruğu altına girmeden önce kendisine mahsus kanun ve milli bir meclisi bulunmakta idi. Bunun yanı sıra 10 hakim ve 2 reisten oluşan bir heyet tarafından idare ediliyordu. Bunların dışında bir ihtiyar meclisleri de bulunuyordu.
Dr. Serdar Şirazi